Kokoreççi Arnavut Özkan, Kasımpaşa

Kokoreççi Özkan Kasımpaşa

Kokoreççi Özkan

Kokoreç mevsimi geldi geçiyor bile. Ancak mevsimine yakışır bir kokoreç yazısı yazmak ancak şimdiye nasip oldu. Geç olsun da güç olmasın diyerek diyerek konuya giriyorum. Kokoreçsever biri olarak tava kokoreçten pek hoşlanmıyorum. Bir gıdım kokoreç yemek için onun iki üç katı domates ve biber yemek bana pek mantıklı gelmiyor. O yüzden hep ızgara kokoreç candır diyorum. İyi de onu da düzgün yapanı bulmak kolay değil. Hem temizliğine güvendiğiniz, hem de içine silme yağ doldurmayan bir yer bulmanız lazım. İşte biz bunu bulduk. Söğüş yemek için gittiğimiz Kasımpaşa’da “Hemen orada bir de kokoreççi var onu da denesenize” diyen bir dostumuza uyup soluğu Arnavut Özkan olarak tanınan abimizin arabasının başında aldık. Özkan  Abi 40 senedir bu işi yapıyor. “Çocukluğumdan beri mezbahadayım” diyor. Okumaya devam et

Gülebru Kantin

Gülebru Döner

Gülebru Döner

-Sinan Bali yazdı-

Kapalı Çarşı’ya yolumuz düşmüşken methini işittiğim Gülebru Kantin’e de uğramaya karar verdik. Odun kömürü ateşinde pişen dönerinin birkaç yerde en iyiler listesine girdiğini görmüştüm. O zamandan beri de yolumu Kapalı Çarşı’ya düşürüp bu döneri tatmayı kafama koymuştum.

Mekan, Kapalı Çarşı’nın Mercan Kapısı’ndan girince ilk köşede, ufak bir büfe. Ama önündeki ve içerideki trafik yoğun. Ancak dikkat! Köşenin bir tarafında Gülebru Kantin, diğer tarafında da aynı tip döner yapan başka bir büfe var. Ancak ikisi sanki tek mekanmış gibi duruyor. Biz de ilk başta orijinal Gülebru Kantin’in önünü kalabalık görünce, aynı mekan sanıp diğerine seğirttik. Mekanın işletmecileri de “aynı yer” diyerek bizi deyim yerindeyse kandırmaya çalıştılar. Ama tepedeki tabelayı görünce işin gerçeğini anladık. Ne yazık ki bu duruma pek çok yerde şahit oluyoruz. Belki o büfenin de döneri lezzetli idi ama diğerinden müşteri çalmaya çalışması yakışık almadı. Okumaya devam et

Bahar Pide Salonu

Bahar Pide

Bahar Pide

Adı pide salonu olan bir yerde döner yemek kulağa garip gelse de Bahar Pide Salonu‘nun olayı bu. Bahar Pide döner yemek için gelinecek bir yer. Bahar Pide Salonu’nun yeri Mecidiyeköy’de Cevahir Alışveriş Merkezi’nin hemen yanında. Burası ufak, içeride dört beş masası olan bir yer. Bir kaç masa da dışarıda var o kadar. Gelen gideni ve müdavimleri ise bayağı bol. Okumaya devam et

Baba Söğüş, Beşiktaş

İzmir söğüş

İzmir söğüş

Söğüş denince şöyle bir yutkunanlardan mısınız? Gurbette söğüş hasreti çeken bir İzmirli misiniz? Müjde!! Artık İstanbul’da da gerçek İzmir söğüş yapan bir yer var. Baba Söğüş. Ağzınıza layık bol maydanozlu, soğanlı ve kimyonlu bir İzmir söğüş yemek için yapmanız gereken tek şey Beşiktaş’a gitmek.

İşin başlangıcı aslında pek çoğumuzun aşina olduğu (ve hayalini kurduğu) kurumsal bir şirkette çalışırken bir gün her şeyi geride bırakıp, zevk aldığı bir işi yapmaya karar veren 2 arkadaş hikayesine dayanıyor. Diana Yener ve Burak Bayrakçı iki sakatat aşığı. Bakıyorlar ki koca İstanbul’da her şey var ama İzmir söğüş açısında ciddi bir eksik var. Kolları sıvayıp bu işe girişiyorlar. İnsan sevdiği işi yapınca sonucu da ona göre oluyor. Dürüm söğüşlerin malzemesi bol. İçinde kelle eti, dil, beyin, maydanoz, soğan ve kimyon var. Bütün malzeme koca bir dürüm haline getiriliyor, kağıda sarıldıktan sonra da açılıp dağılmasın diye paket lastiğiyle sabitlenip servis ediliyor. Dürüm yerine porsiyon isterseniz o da mevcut. Okumaya devam et

Metet Közde Döner

Metet Döner

Metet Döner

Metet Közde Döner, Kuzguncuk

Kuzguncuk geçmişten bu yana Boğaz’ın en mutena ve kendine özgü köylerinden biri olagelmiştir. Cami, kilise, sinagogun birbirine komşuluk etmesiyle hoşgörüyü; bağıyla, bostanıyla yeşili ve huzuru; köşkleri, yalılarıyla tarihi; mahalle dokusunu korumasıyla komşuluğu ve samimiyeti bünyesinde toplamayı başarmış bir semttir. 80’li yılların efsane TV dizisi “Perihan Abla” ile dikkati çeken ve bu niteliklerini tanıtan semt, daha sonra da popülaritesini bir miktar sürdürmüştür. Son yıllarda da hissedilebilir bir dönüşüm geçirmekte. Butik kafeler, lokantalar, “şokolatiye”ler, “vintage” dükkanlar semtin eski esnafıyla birlikte uyum içinde çalışmakta. Üsküdar merkezden sonra ilk Boğaz köyü olması nedeniyle kolay ulaşılabilmesi ve sakinliği ile özellikle hafta sonu ziyaretçilerini kendine çekmekte. Okumaya devam et

Meşhur Fetih İşkembe Salonu, Balat

İşkembe çorbası

İşkembe çorbası

Balat İstanbul’un en eski semtlerinden biridir. Tarih kokan bu semtin sokakları özellikle hafta sonlarında amatör fotoğrafçılarla dolar. Gezilir, dolaşılır sonra karınlar acıkır. Ne yesek sorusunun en lezzetli cevaplarından biri de Meşhur Fetih İşkembe Salonu‘dur. İşkembe çorbası, tuzlama, paça, damardan tuzlama, kokoreç, kelle derken sakatat düşkünü biriyseniz hangisi söyleyeceğinizi şaşırıyorsunuz. 1973 yılında Hacı Mehmet Çelik’in açtığı Meşhur Fetih İşkembe Salonu bugün oğulları tarafından işletiliyor. Servis sabah 7’de başlıyor ve akşam 22’ye kadar devam ediyor. Okumaya devam et

Tarihi Eyüp Sultan Güveççisi, Eyüp

eyup guveci

Eyüp Sultan yüzyıllardan beri deyim yerindeyse İstanbul’un dini merkezidir. Semtin sokakları Eyüp Sultan Camii‘ni ve türbesini ziyaret etmek için İstanbul’un, hatta ülkenin her tarafından gelen ziyaretçilerle doludur. Bu kadar insanın olduğu yerde olmazsa olmazlardan biri de elbette yeme içme mekanlarıdır. Meydanın etrafındaki onlarca lokanta, cafe, tatlıcı, fırının arasında dolaşırken gözünüze bir de güveççiler çarpar. Ancak bunların vitrinlerine baktığınızda gördüğünüz bildiğiniz toprak kaplardaki güveç değil, kır pidesine benzeyen bir şey olur. İşte o kır pidesi benzeri şeyler meşhur Eyüp güvecidir. Tarihi Eyüp Sultan Güveççisi Eyüp’te bu işi yapanların içinde en meşhuru. Dedeleri işe 1958 yılında bir tezgahla başlamış. Bugün 3. nesil görev başında.  Okumaya devam et

The New Yorker Pizza, Teşvikiye

The New Yorker Pizza

The New Yorker Pizza

İstanbul’un gözde semtlerinden Teşvikiye son zamanlarda birbiri ardına açılan mekanlarla gündeme geliyor. Gün geçmiyor ki semtin sessiz sakin, dar sokaklarından birinde yeni bir kafe, hamburgerci, bar ya da 3. dalga kahveci açılmasın. Bunların arasından farklı konseptiyle sıyrılan isimlerden biri The New Yorker Pizza. 1 yıl önce açılan The New Yorker Pizza Teşvikiye’de ender bulunan bir şey sunuyor. O da hesaplı ve kaliteli yemek. Bunu nasıl yapıyor mu dediniz? Çok basit. Dilim pizza satarak. Uzun yıllar Kanada’da yaşayan Ali Rıza Bey’in Türkiye’ye dönünce hayata geçirdiği konsept son derece etkili. Okumaya devam et

Şeyhmuz Kebap

 

Şeyhmus kebap

Şeyhmuz kebap

Damak tadıyla ve mekan seçimiyle ilgili doğru olduğuna inandığım bir kural vardır. “Esnaf yanılmaz”. Eğer esnaf bir yeri tuttuysa orası çok büyük ihtimalle iyidir. Tıpkı Şeyhmuz Kebap gibi. İstanbul’un en turistik mekanlarından Kapalıçarşı’nın hemen yakınındaki Şeyhmus Kebap 1975’den beri hizmet veriyor. Şeyhmuz’a bir Cumartesi günü öğle saatlerinde gittik. Dışarıdaki masalar tamamen doluydu. Biz de içeride boş kalan son masaya kurulduk ve siparişimizi verdik. Birer porsiyon Şehmuz kebap, kuzu şiş ve Mardin kebap. Güveçte gelen bulgur pilavını, yoğurdu ve ezmeyi de ihmal etmedik elbette. Ama ilk olarak birer tane lahmacun söyledik. Gelen lahmacunlar son 4-5 gündür lahmacun diye kıvranan bünyeme ilaç gibi geldi. Satır kıymasından yapılan harcı ve ince hamuruyla son zamanlarda yediğim en lezzetli lahmacunlardan biriydi. Okumaya devam et

Ezme Dürüm Evi, Bayrampaşa

 

Ezme Dürüm Evi

Ezme Dürüm Evi

Ezme Dürüm Evi, 80 yıl önce Diyarbakır-Mardin karayolunda başlayan bir geleneğin İstanbul’da ulaştığı (şimdilik) son nokta. Tarihi İpek Yolu üzerinde ilk lokantayı 80 yıl önce açan Şeyhanlı Ahmet’in torunları bugün İstanbul’da onun lonca geleneklerini yaşatarak kurduğu mesleği devam ettiriyorlar. Diyarbakır’da başlayan macera 80’lerde İstanbul’a ufak bir arabada satış yapmarak taşınmış. Sonra araba kamyonet, kamyonet büfe, büfe  de 2 katlı mekana dönüşmüş. Gerçek bir başarı hikayesi yani.  Okumaya devam et