Ne zamandır sadece Avrupa yakasında dolaşmakta olduğumun farkındayım. Ama bu Anadolu yakasındaki tatmaya değer lezzetleri göz ardı ettiğimden değil, vakitsizlikten dolayıydı. İşte geçtiğimiz günlerde bu sorunu aştım ve soluğu Kadıköy çarşısında aldım. Hedefim adını bir kaç ayrı yerden duyduğum Halil Lahmacun’du. O kadar yolu gitmişken Halil’in hem lahmacununu, hem de olağandan farklı görüntüsüyle dikkat çeken peynirli pidesini denedim. İşte izlenimlerim…
Devam… »
Halil Lahmacun
Yolunuz Aksaray’a düşmüşse, canınız da nar gibi kızarmış bir piliç çekiyorsa Şölen Piliç’i denemenizi tavsiye ederim. Yıllar önce babamın sayesinde tanıdığım bu mekanı aradan geçen uzun zaman içinde tamamen unutmuştum… Ta ki Halkgurmesi’ne ekleyecek bir mekan bulabilmek adına Aksaray’a gittiğim güne kadar. O gün eski günlerin anısına Şölen’e girdim ve kendime bir piliç ziyafeti çektim. Her ne kadar piliç fiyatları ortalamanın biraz üzerinde olsa ve bu durum bir halkgurmesi olarak aklımda soru işaretleri yaratsa da sonuç olarak bu ziyaretten dolayı hiç pişman olmadım.
Devam… »
Şölen Piliç
Ülke dışında olmak, sıcacık pidelerden veya dumanı tüten iskender kebaplardan uzak kalmak bir halk gurmesini etkiler mi? Elbette hayır. Tam tersine gittiği ülkenin yerel lezzetlerini ve “sokaktaki adam”ın ne yediğini araştırır. Bu uğurda gerekirse ne olduğunu bilmediği, adını telaffuz ederken bile zorlandığı yemekleri yer. Sinan Bali’de aynen böyle yapmış. Çek Cumhuriyeti’ne gerçekleştirdiği gezide boş durmamış ve bu Çek’ler ne yer, ne içerler diye ufak bir araştırma yapmış. İşte onun kaleminden Prag’ın sokak lezzetleri.
Devam… »
Prag’da Sokak Yemekleri
Sirkeci’den Cağaloğlu’na çıkan yokuşu tırmanmaya başladığınızda hemen solda dar bir sokak vardır. Adı Hocapaşa Sokak. Sağlı sollu lokantaların sıralandığı bu kısa ama kalabalık sokak ağız tadını bilenler için birden fazla hazineyi içinde barındırır. Bunlardan biri de Hocapaşa Pidecisi’dir.
Tarihi 1964 yılına dayanan Hocapaşa Pideci’si ağzının tadını bilen herkesin hiç değilse bir kez uğraması gereken bir mekan.
Devam… »
Hocapaşa Pidecisi
Goralı hemen her büfenin menüsünde bulunur. Ama gerçek goralı sadece Goralı’dadır. Gora eski Yugoslavya, bugünkü Kosova toprakları içinde bir bölgenin adı. Bu bölgeden Türkiye’ye göç eden Goralı ailesi ilk olarak Ankara’ya yerleşmiş. Daha sonra 1961 yılında İstanbul’a göç etmişler. Fındıkzade’de ufak bir büfe açmışlar ve bu sayede İstanbul’lular da goralıyla tanışmışlar. Bugün hala bir aile müessesesi olan Goralı’yı ailenin üyeleri olan Şehmuz, Kemal, Ertan ve Ercan kardeşler işletiyor.
Devam… »
Goralı
Türk mutfağı denilince akla gelen ilk yemeklerden biri de kurufasulyedir. İyi yapılmış bir kurufasulyenin tadına doyum olmaz. Hele ki yanında tane tane dökülen bir pilav ve de turşu varsa.
Kurufasulyeyi hemen her lokanta yapar. Ama hepsi hakkını vererek yapamaz. Kurufasulyeci Erzincanlı Ali Baba ise adından da anlaşılabileceği gibi işin hakkını verenlerden.
Devam… »
Kurufasulyeci Erzincanlı Ali Baba
Geçenlerde Adapazarı’ndaydım. Malum Adapazarı’nın ıslama köftesi meşhurdur. Ama onu başka bir sefere bırakıp size Adapazarı’nın eski büfelerinden Enişte’nin Ayranı’nı tanıtmak istiyorum.
Enişte’nin Ayranı tam 54 yıllık, köklü bir müessese. Şu anda işletmeciliğini merhum eniştenin oğlu Zafer Bey yapıyor. İlk önce Bulvar’da kurulan büfe şimdi Çark Caddesi üzerinde. Bulvar tarafından gelirseniz, 50-60 metre ileride sağ tarafta.
Devam… »
Enişte'nin ayranı – Adapazarı
Cağaloğlu tarafından Kapalıçarşı’ya geldiniz diyelim. Meşhur Nur-u Osmaniye kapısının tam karşısındasınız. İçeride sağlı sollu sıralanmış kuyumcular, daha da içerilerde envai çeşit otantik ürünü bulabileceğiniz dükkanlar sizi çağırıyor. Ama durun! Önce sağ taraftan yokuş aşağı inin. Yolun sonunda, sağda Subaşı Lokantası’nı göreceksiniz. İşte o sokağa girer girmez sol tarafta Dönerci Şahin Usta’nın yeri karşınıza çıkacak.
1967 yılından beri faaliyet gösteren Dönerci Şahin usta kimilerine göre İstanbul’un en güzel dönerini yapıyor. Ama böyle söyleyince gözünüzün önüne koca bir restaurant gelmesin. Ustanın mekanı içeriye taş çatlasa yan yana duran 2-3 kişinin girebileceği bir yer. Genelde siparişinizi dışarıdan veriyor, dönerinizi de karşı kaldırımdaki bankta oturarak yiyorsunuz.Gayet hızlı tüketime yönelik bir yer yani.
Sık sık dışarıda yemek yemeniz mi gerekiyor? Lokantalara güvenemediğiniz için sürekli peynirli sandviç yemekten bıktınız mı? Peki sıradan bir büfeden, sıradan bir sandviç yiyeceğiniz paraya güzel ve güvenilir bir yemek yemek ister misiniz? Bu sayfaları okuduğunuza, yani bir halk gurmesi olduğunuza göre elbette istersiniz. O halde rotanızı Balkan Lokantası’na çevirin. Peki nerede bu Balkan Lokantası? Bir çok yerde.
Devam… »
Balkan Lokantası. Hem hesaplı, hem lezzetli, hem de temiz
Nişantaşı’nda ayaküstü bir şeyler atıştırmak isterseniz Valikonağı Caddesi üzerindeki Çağrı Büfe ideal bir seçim. Nişantaşı’nın en eski büfelerinden olan Çağrı Büfe büyük fast-food zincirlerinin adının bile bilinmediği günlerden beri yaptığı hamburgerleri ile kendi müdavimlerini yaratmış, marka haline gelmiş bir yer. Her büfede olduğu gibi döner, tost, sandviç çeşitleri ve ıslak hamburger yiyebileceğiniz başlıca yemekler. Üstelik neredeyse 5 TL’nin üzerinde yemek yok.
Devam… »
Çağrı Büfe Nişantaşı














